YOGA YAPMAYA BAŞLAMAK 9

Yoga’nın 8 basamağından ilk dördünden daha önceki bölümlerde bahsettim.

Bunlar, sırasıyla, YamaNiyamaAsana ve Pratyahara idi.

Bu bölümde de sonraki basamaklarından bahsedelim.

Yoga’nın bir sonraki basamağı, Pratyahara (Duyguların geri çekilmesi) dir.Zihin dinginleşmeye ve dikkat netleşmeye başladığında, insanın kendi içine odaklanması mümkün olur ve dış dünyadaki olaylar artık dikkatini dağıtamaz.Yaptığınız şeye, dışarıdan uyarımların farkına varamayacak kadar daldığınız zaman, Pratyahara gerçekleşir. Eminönü meydanında olduğunuz halde hiçbir görüntü, ses, koku, his veya tadın farkında olmazsınız.

Bir yoga duruşuna konsantre olduğunuzda tamamen nefesinize ve hareketin içsel etkisine odaklanırsınız.

Dharana (Konsantrasyon) ise altıncı basamaktır.Zihnin belirli bir anda tek bir nesne üzerine istikrarlı ve sürekli odaklanmasıdır. Uzun konsantrasyon süreleri meditasyonu sağlar.

Bir ışığa ya da bir noktaya odaklanarak uzun süre bakmak bu çalışmanın egzersizidir.

Meditasyon ise (yedinci basamak), diğer bir deyişle Dhyana, kesintisiz akan konsantrasyondur. Dharana’dan farklıdır, çünkü odaklanma yeteneği tek noktaya odaklanmaktan, daha uzun süre konsantre olacak şekilde bilincin tamamına yayılmış ve zihin sessizleşmiştir.Dinginlik yaşanmaktadır.

Son basamak ise Samadhi, yani aydınlanmadır. Meditasyon halindeki kişinin bağlantıya geçmesi ve yaşayan tüm varlıklarla ilişki halinde olduğunu kavramasıdır.

Bu, huzur ve tam olma, genişlemiş farkındalık durumudur.Bir vecd halidir.

Sevgiler.

YOGA YAPMAYA BAŞLAMAK 8 (PRANAYAMA)

NEFESİN KONTROLU.

Özel nefes egzersizleri sayesinde nefes, düzene kavuşur ve konrol edilir. Prana, Sanskriçe’de yaşam enejisi demektir. Ayama ise genişleme, artma anlamına gelir. Bu anlamda, pranayama, prana’nın bedende gelişip güçlenmesini sağlayan, sinir sistemini arındıran ve kişinin yaşam enerjisini arttıran bir süreçtir.

Yoga yapmaya başladığınızda solunumunuz yüzeysel olabilir, ayrıca sık ve az miktarda nefes almanız muhtemeldir.Ortalama bir insan dakikada 16 ila 18 kez nefes alır.Yoga yaptıkça daha az nefes almaya başlayacaksınız. Ayrıca nefes alış ve veriş süreniz uzayıp, derinleşecektir.

Yoga duruşları bedeni nefesi içine alacak şekilde açar; böylece akciğerler ve kaburgalar arasında bulunan kaslar daha esnek hale gelir.

Öne doğru yapılan eğilme hareketleri bedenin arka kısmını esnetir ve akciğerleri doldurur. Arkaya doğru yapılan eğilme hareketleri bedenin önünü ve ciğerlerin öndeki bölümlerini doldurur. Yana doğru yapılan eğilme hareketleri ise, bedenin yan kısımlarını uzatır ve akciğerler arasındaki boşluğu genişletir.

Yoga, nefesle bedeni birbirine bağlar. Nefes alırken yaşamı içimize çekmiş oluruz. Nefes verirken zihni ve bedeni yabancı maddelerden arındırırız.

Sevgilerimle,

 

YOGA YAPMAYA BAŞLAMAK 7 (ASANA)

Asanalar, bedeni gevşeten, güçlendiren, ona canlılık ve enerji kazandıran beden duruşlarıdır.Asanaların birçoğu adını hayvanlar ve bitkilerden alır.Bazıları ise bilgeler, tanrılar ve yıldızların adlarını taşır.

Asanaların nasıl geliştiğini anlatan bir kurama göre; yogiler doğanın içinde yaşar, doğadaki diğer varlıkları ve kendilerini çevreleyen yeryüzü ve gökyüzünü incelerlerdi. Yogiler özellikle daha iyi olmaya çalışan hasta hayvanların, bedenlerini nasıl hareket ettirdiklerini gözlemler ve onların yaptığı içgüdüsel hareketleri deneyimleyerek geliştiririlerdi.

İşte bu duruşlar, içgüdü ve zekanın birleşmesiyle oluşmuşlar, ve günümüze kadar taşınmışlardır.

Asanaları uygularken, dikkatlice, kullandığınız kasları gevşetir, yavaşça poziyon alır ve birkaç soluk alıp verme sürecinde pozisyonda kalırsınız. Ve bu sayede yumuşak , esnek ve uzun kaslara sahip olursunuz. Sabit hareketlerde kas gruplarını kullandığınız zaman, dayanıklılığınız ve oksijen alışınız artar, kalbe daha çok kan gider, kalp daha çok çalışır ve güçlenir.

Bir süre duruşu korumak, fiziksel bedeninizi güçlendirir ve fiziksel ve duygusal olarak bu duruşlara nasıl yanıt vereceğinizi hissetmenizi sağlar.

Yoga, aerobik bir etkinlik değildir ama, asanalarda ilerledikçe dayanıklılığınız artar ve hem aerobik etkinliklerin sağladığı faydaları, hem de kardiyovasküler faydaları sağlar.

Oksijen alışınız artar, kalbe daha fazla kan gider ve kalp güçlenir.

Fiziksel anlamda güç, dayanıklılık, ve esneklik kazanırken, duygusal ve zihinsel anlamda kendinize bir bakış açısı oluşturur, zihninizi yatıştırır, stresten, olumsuz duygulardan ve sizi engelleyen hislerden vazgeçersiniz.

Duruşları çakralara göre uygularsak bedenimizin her yerini kullanmış oluruz. Ve bu enerji merkezleri (çakralar) doğrudan fiziksel bedenimize bağlı olduklarından duygusal olarak neyi açtığımızı ve neyi etkin hale getirdiğimizi bildiğimiz zaman daha fazla yarar sağlarız.Çakralarla ilgili , ilerleyen bölümlerde bahsedeceğim.

Duruşları çakralara göre düzenlemek, size bedeninizin çalıştıracağınız bölümüne odaklanma ve konsantre olma fırsatı sağlar. Mesela karın bölgenizi güçlendirmek için fazladan hareket yapmanız gerektiğini düşünüyorsanız, üçüncü çakra duruşlarına yoğunlaşırsınız.Boyun bölgenizdeki tutulma ve ağrılar için ise beşinci çakra duruşlarına çalışırsınız.

Çakralardan geçerken duygusal olarak sizi neyin engellediğini de öğrenirsiniz.Bunu tanıyıp hissettiğiniz zaman, bu tür engellemelerden kurtulmak için hangi alanları çalıştırmanız gerektiğini bilirsiniz.

Fiziksel, zihinsel ve duygusal bedenlerinizin kuvvetlenerek zayıflıkların üstesinden gelmeniz de böyle gerçekleşir.

Asanaları uygularken,

*Kendinize karşı nazik olun.Çok fazla şey beklemeyin ve vazgeçmeyin..Sabırlı olun.

*Her duruşu yaparken soluk alıp vermeyi ihmal etmeyin.Duruşu uygularken fark yaratacak olan, soluk alıp vermenizdir.Gerçekleştiremediğiniz duruşlar için gerektiği gibi soluk alıp almadığınızı kontrol edin.

*Mümkün olan her anda kendinizi koyverin.Yüreğinizi ve zihninizi açın.Duruşları uygularken kendinizi sarmalayın ve bunu yaparken size huzursuzluk veren şeyler varsa bedeninizi terk etsinler ve yok olsunlar.

YOGA YAPMAYA BAŞLAMAK 6 (NİYAMA)

Yoga yapmaya başladığınızda, kendinizle ve kişisel gözlemlerinizle ilgili tutumunuzla da ilgilenirsiniz.

Yoga’da temizlik yani “sauca” önemlidir. İçsel temizlik, bütün organların sağlıklı bir şekilde işleyişini korumak açısından çok önemlidir. Beden duruşları, nefes alma teknikleri ve arınma uygulamaları fiziksel bedeni yıkayıp temizler ve toksinlerden arındırır. Ama aynı zamanda zihnimizin de temiz tutulması gerekir. Eski düşünce kalıplarına ve algılayış şekline tutunup kalmak, zihni karmaşık hale getirir. İçinde bulunduğumuz ortamın dış temizliği, bedenimizin dış ve iç temizliği, bazı nefes teknikleri, aynı zamanda zihnimizin de temizliği için zemin hazırlar. 

İnsanın gösterişsiz, alçakgönüllü ve kendinden ve yaşamdan elde ettikleri ile mutlu olması da önemlidir. Yoga’da buna “santhosa”denir. Yaşamda olup biteni kabullenmeyi içerir. Her anı doyasıya yaşamak ve yaşam yolculuğunun tadını çıkartmaktır. 

Zihin ve bedendeki birçok tıkanıklık ve kirliliği ortadan kaldırmanın yolu, beden duruşları ve nefes egzersizlerinden geçer.”Tapas” ısıtmak ve temizlemek anlamına gelir.Tapas aynı zamanda tam olma , kendini tanıma ve kişisel bütünlüğe karşı duyulan  arzuyu da temsil eder.Çile çekmek olarak da tanımlanır.

Beden, tapas sayesinde zihnin ve bedenin saflığını bozan zararlı maddelerden arınır. Yediğimiz besinler, aldığımız ilaçlar, okuduklarımız, televizyon ve sinemada izlediklerimiz ve düşündüklerimiz yoluyla bedenimize neyin girdiğine özen göstermeyi içerir.

Yalnızca acıktığınızda yemek yemek, doğru duruş ve bedensel hareketleri yapmak, düzenli nefes almayı ögrenmenin  yanı sıra, bize yararı olmayan düşünce arzu ve istekleri yok etmemiz için de tapas uygulaması gereklidir.

Enerjimizi yediğimiz besinlerden ve soluduğumuz havadan alırız. Bedenimize iyi bakmamız gerekir ve bu yüzden doğal arzularla seçilen doğru besinleri tüketmemiz gerekir. Zihnimizin arzu ettiği, bizi zorladığı besinleri değil, bizim için faydalı olduğunu bildiğimiz, doğal şekilde gereksinim duyduğumuz en az işleme tabi tutulmuş, antibiyotik ve hormonlara maruz bırakılmamış balık ve etler ile tahıllar, sebzeler ve meyveler tercihimiz olmalıdır. Abur cuburlar belki açlığı kısa bir süre bastırırlar ama içsel kimyamızın dengesini bozabilirler.

Televizyon reklamlarını ya da marketlerin cazibesine kapılıp aşırı yemek yemek kolaydır. Hatta yemek yerken televizyon seyretmek ya da bir şeyler okumak daha hızlı yemek yememize neden olur. Üzüntülü ya da sinirli olduğumuzda daha fazla yeriz. Duygusal nedenlerle yemek yer, tatlı bir şeyler arar, tatsız şeyleri bilincimizden atmak için yiyecekleri kullanırız. Unutmayın kullanacağınız anahtar ılımlı davranmak yani “bramachara”dır. 

“Svadhyaya” kendini inceleme, araştırma anlamına da gelir. Ne öğrenirseniz öğrenin, eğer sizi kendi kendinizi daha bütünsel olarak tanımlamanızı sağlıyorsa, o, “svadhyaya” dır.Gerçek benliğinizi inceleyip yeniden keşfetme olanağını elde edersiniz.Yoga’da kendi kendinize yakınlaşır, daha önce hiç farkına varmadığınız birçok şeyi keşfedersiniz. Yoga sutra, kendinizi daha iyi tanıdıkça, ilahi güçle bağlantınızın ve var olan her şeyle ortak bağınızın derinleşeceğini söyler. 

Farkındalığımız arttıkça ve yaşamın belirsizliğini deneyimledikçe aslında kontrolün bizde olmadığını fark ederiz. ”Isvarapranidhana” buna işaret eder ve yaşamda kontrolün elimizde olduğu şeklindeki sahte duyguyu yok ederek, Tanrı veya doğa, bütünlük ve kutsallık duygusunu bize yaşatan her ne ise, bizi ona yönlendirir. Dua etmek de isvarapranidhana’nın yaşamımızdaki rolünü kabul etmenin yollarından birisidir.

YOGA YAPMAYA BAŞLAMAK 5 (YAMA)

Yoga Sutralarına göre yoga, zihnimizi, dikkati dağıtmadan kesintisiz yönetme yeteneğidir. Amacımız zihnimizin billur gibi, geçmişimizin izlerinin ve geleceğimizin plan ve endişelerinin yer almadığı bir düzeye erişmesidir.

Çünkü algılarımız zihnimizdeki resimlere renk verir ve gerçeği net olarak görmemizi engeller.Ve biz durumu açık ve net göremezken doğru davranışta bulunamayız.

Gerçeği görmemizi engelleyen başlıca unsurlar; anlama, yanlış anlama, hayal gücü, bellek ve varsayımdır. Bunlar, dengeli ve ihtiyaçlarımız doğrultusunda uygun olduğunda yararlı olabilir ama aksi takdirde sorun yaratır.

Yoga yolunda ilerlerken dikkatimizi dağıtan nelerdir ??Patanjali’ye göre hastalık, zihin durgunluğu, şüpheler, sağduyu eksikliği, aşırı düşkünlük, kişinin kendi ruhsal durumu konusundaki yanılsama, sebat eksikliği ve gerileme, dikkatimizi dağıtarak bizi yoga yolundan uzaklaştıran belirtilerdir.

Bir şeyi doğru ve net görebilmeye başladığımız zaman, gerginliğimiz ,yerini huzur ve dinginliğe bırakır.Zaman geçtikçe daha uzun süreler boyunca düşüncelerden arınır, ve duygusal dengeye kavuşuruz.Yoga, daha sonra da alışkanlığa bağlı tavırlarımızı “gözden geçirme” alıştırması haline gelir ve zihnimizi yönetmeye başlarız.

Mesela yoga, zarar vermemeyi, saldırgan olmamayı “ahimsa”yı öğretir.Ama aslında ahimsayı “gözlemleyebilmek”, başkalarına karşı iyi, nazik, arkadaşça ve düşünceli davranmaktır. Ama ahimsa başkalarına karşı nasıl davrandığınızdan ibaret değildir. Yoga duruşlarını kendinize zarar vermemeye dikkat ederek yaptığınızda da ahimsa yı uygulamış olursunuz. Geçen her an içinde bedenin gereksinimine saygı duymak, dinlenmek ve uygun karşılığı vermek de ahimsadır.

Yoga, bize dürüstlüğü yani “satya”yı da öğretir. Gerçeği söylemek anlamına gelir satya. Ama doğruyu söylemek, her zaman mümkün olmayabilir. Gerçekleri söylemek başka bir kişi için yıkıcı olacaksa o zaman hiçbir şey söylememek daha iyidir. Konuşmadan önce düşünmek ve sözlerin sonuçlarını tartmak önemlidir.

“Asteya”, çalmamak ya da bize ait olmayanı almamak demektir. Ama bu sadece maddi şeyler için geçerli değildir. Bunun yanı sıra başkalarının fikirlerini de çalmamayı gerektirir. Hak etmeden almamayı, gücünü insanlık için değil, kendi çıkarları için kullanmamayı içerir.

Bramacarya” ise, genellikle cinsellik konusunda öz denetim ve kendini mahrum etme gibi algılansa da her şey gibi aşırı arzulara boyun eğmemek ve hiçbir şeyde aşırıya kaçmamak demektir.Önemli olan duyu ve arzuları “ılımlı” hale getirmektir. Hiç bir şey aşırıya kaçmamalı… Bu ilke yoga egzersizleri için de geçerlidir.

Son evrensel yasa ise “yalnızca gerekli olanı almak ve birisinden veya bir durumdan çıkar sağlamaya çalışmamak” anlamına gelen “aparigraha”dır. İnsanın gücünü doğru şekilde kullanması ve diğerlerini sömürmemesi demektir. Yogada öğrenci-öğretmen ilişkisinde de bu ilke geçerlidir. Öğretmen, her öğrenciye karşı adil ve sevecen olmalı, öğrenci de öğretmenin bilgi ve uzmanlığına güven duysa da bu, sağlıksız bir bağımlılık ve köleliğe dönüşmemelidir. 

 

YOGA YAPMAYA BAŞLAMAK 4

Soluk alıp vermeyi unutmayın.Yoga yaparken, soluk alış verişlerinizin farkında olmalısınız.Soluklarınızın bedeninizle hareket etmesini sağlayın.Esneme hareketlerine soluk alarak başlayın ve duruşu sürdürürken de soluk alıp vermeye devam edin.Aldığınız soluğu gerilmiş olan kaslarınıza gönderdiğinizi hayal edin.Bunu yaptığınızda, kaslarınızın gevşediğini fark edeceksiniz.

Duruşlar sırasında normal soluklar alıp verin.Bir duruşu sürdürmeye çalışırken soluğunuzu tutarsanız, kaslarınız sertleşebilir.Bir duruşu sürdürürken ya da diğerine geçerken soluk alıp vererek rahatlamayı öğrenin.Bu alışkanlık, kaslarınıza oksijen gitmesini sağlar ve böylece kaslarınız rahatlayıp, daha sonra kolayca gerilebilir.

Duruşlar arasında geçiş yaparken durun ve bir-iki kez soluk alıp vererek dinlenin.Bir yandan, bedeninize öğrendiği şeyleri hazmetmesi için zaman tanıyın, bir yandan da gerilen kaslarınızın eski haline dönmesine izin verin.Yoganın yumuşaklığını hissedin.

Başlangıçta başınız dönebilir. Endişelenmeyin.Bazı duruşlarda (mum,deve,balık gibi) beyninize hızlı bir şekilde kan pompalanıyor olabilir.Bu geçici olarak baş ağrısı ya da baş dönmesine neden olabilir.Aynı şekilde pranayama’lar (nefes çalışmaları) sırasında da başınız ağrıyabilir ya da dönebilir.Yogaya başladıktan birkaç hafta sonra bu şikayetlerinizin geçmiş olması gerekir.Geçmiyorsa mutlaka nedenini araştırmalısınız.

Sevgiler.

YOGA YAPMAYA BAŞLAMAK 3

Kendinize karşı nazik olun.Yogayı aceleye getirmeyin.Her duruşu dikkatle yapın ve vücudunuzun ihtiyaçlarının farkında olun.Vücudunuzu dinleyerek her bir duruşu birkaç saniye sürdürün.Bu, duruşları daha etkili hale getirecek ve yogayı bitirdiğinizde kaslarınızın ağrımasını ya da yorulmasını engelleyecektir.Ağır ağır ve yumuşak hareketlerle yapın.

Duruşları uygularken, bedeninizi korumayı ihmal etmeyin.Göğsü açmak gibi ayakta yapacagınız duruşlarda, ya da oturarak öne eğildiğinizde, dizlerinizi korumak için hafifçe serbest bırakın.Dizlerinizi kilitlemeyin.Çevrelerindeki kas ve tendonlara baskı uygulamanıza neden olabilir.Yatarak yaptığınız duruşlarda ya da çekirge gibi duruşlarda, belinizi desteklemek için popo kaslarınızı iyice sıkın.Belinize her konumda çok dikkat edin.Belinizde basınç hissediyorsanız rahatlık sınırınızı zorluyorsunuz demektir.

Rahatlık sınırnızı belirleyin ve bu sınırın izin verdiği seviyeye kadar duruşta kalın.Bu, size kendiniz için en uygun olanı bulma fırsatı da sağlayacaktır. Zorlandığınızı hissettiğiniz an, dikkatli bir şekilde duruşunuzu bozun.Duruştan, kendi merkezinizden ayrılmadan nazikçe ve yavaşça çıkın.

YOGA YAPMAYA BAŞLAMAK 2

İhtiyacınız olan tek şey çok az rahatsız edileceğiniz sessiz bir yer.Üzerinize rahat giyisiler giyin ve yüzüstü hareketleri yaparken yüzünüzü korumak için yere bir battaniye serin.Hareketleri, üzerinde halı serili olsa bile beton zemin üzerinde yapmaktan kaçının.Omurganız incinebilir.

Yoga popüler olmaya başladıktan sonra bazı yoga araçları geliştirilmiştir.Çok gerekli olmasa da kendinizi daha rahat ve güvenli hissetmenizi ve bazı hareketleri daha rahat yapmanızı sağlayabilirler.Bunlar yoga minderleri, kemerler, yastıklar ve kaymayı önleyici minderlerdir.Bu malzemeleri işlerimizi “kolaylaştırmak”  için kullanmamaya özen göstermeliyiz.Bir anlık tatmin duygusunu yaşayabilmek için bunlara ihtiyacımız olduğu gibi yanlış bir kanıya kapılabiliriz.

Minderinizin yumuşak olmasını öneririm.Duruşları uygularken omurganız ve dizleriniz için daha yararlıdır.Aslında doğru ya da yanlış diye bir şey yoktur.Kendi içgüdülerinizi izlerseniz sizin için en iyi olanı bulabilirsiniz.Bedeninizin sesini dinleyin ve nasıl rahat ediyorsa öyle yapın.

Herhangi bir duruşu uygularken, kendinizi nerede rahat hissediyorsanız, oraya kadar ilerleyin.Bu noktadan öteye gitmek için kendinizi zorlarsanız bu size hiç bir yarar sağlamaz. Böylece sabırlı olmayı öğrenirsiniz.Kaslarınızın belleği vardır ve esnek olmayı zaman içinde öğrenirsiniz.

Yogada rekabet yoktur, herhangi bir duruşu, tam olarak yapmanız gerektiği gibi yapamayabilirsiniz.Yogayı öğrenmenin bir parçası da, kendinizi başkalarıyla aynı seviyede olmanız gerekmediğinin bilincine vararak rahatlatabilmek ve bulunduğunuz nokta ile gurur duymaktır.

Sevgilerimle.

YOGA YAPMAYA BAŞLAMAK 1

Genelde kendinizi bir egzersiz programına alıştırmanın en zor yanı işe başlamaktır.Yoganın farklı olduğunu göreceksiniz.Bir kez yoganın bedeninize yaptığı canlandırıcı etkiyi tadınca, bir daha bırakmak istemeyeceksiniz.Yogaya başlamak düşündüğünüzden daha kolaydır.İhtiyacınız olan şeyler sessiz bir köşe, bir mat, bir örtü, size huzur veren bir müzik… Ve işte başlamaya hazırsınız.

Yoganın size sağlayacağı yararların, zarafetinin, güzelliğinin ve inceliğinin tadını çıkarmaya bakın.

Eğer çalışmanızı sabah yapmayı seçerseniz, kaslarınızı ısıtmak ve daha az tutuk olmalarını sağlamak için önce bir duş alın.Kaslarınız günün bu saatinde daha az esnek olduğu için sabah yapılan hareketlerde fiziksel ilerlemeniz daha yavaş olabilir.Ancak hareketleri sabah yapmanın yararı, günün geri kalan kısmında kendinizi iyi hissetmenizi sağlamasıdır.

Akşamları yoga yapmak da eşit ölçüde yararlıdır.Kaslarınız sert değildir ve bu da hareketlerinizde ilerlemenizi kolaylaştırır. Bitirdikten sonra da iyi bir uyku çekersiniz ve ertesi sabah uyandığınızda kendinizi yenilenmiş hissedersiniz.Yoganızı hafif bir yemekten sonra yapmak en iyisidir, ya da yemeğinizi yedikten en az bir saat sonra.

İdeali, her gün yapmaktır.Bazı günler yalnızca birkaç egzersiz yapmaya zaman bulacak kadar vaktiniz varsa, kendinizi çok iyi hissetmenizi sağlayan hareketleri yapın.O gün hangi hareketlere ihtiyacı olduğunu anlayabilmek için de, bedeninizi dinleyin.

Unutmayın, yoga yaparken kendinizi zorlamanıza ve egzersiz yapmaya zaman bulamadığınız için kendinizi suçlamanıza yer yoktur.

Sevgilerimle.

EGO’NUN KÜÇÜK MUMUNU ÜFLEYİN

Büyük Hintli şair Rabindranath Tagore sürekli olarak güzellik hakkında, onun ne olduğu hakkında düşünüyordu. Bir şair doğal olarak güzellikle ilgilidir. Onun zihni güzellik üzerine fikir yürütüyordu. Bir dolunay gecesi o bir teknedeydi. Ve muhteşem bir geceydi: Gökteki dolunay ve nehrin sessizliği ve etraftaki orman. Ve o teknede yalnızdı. Sadece arada bir, bir kuş ötüyordu – hepsi bu – ve sonrasında sessizlik, öncesinden daha derin hale geliyordu.

Ancak Tagore, “Güzellik nedir?” sorusu üzerine kafa yoruyordu. Ve o, çok eski yazıtlara bakıyordu. Kamarasında sadece yanmakta olan bir mumu vardı. Yorulmuş, bu eski yazıtlarda bile güzellik hakkında hiçbir şey bulamadığı, sadece sözler ve sözler olduğu için hayal kırıklığına uğramış bir şekilde gece yarısı olduğundan mumu üfledi ve gözlerine inanamadı.

Mumu üflediği anda ansızın pencereden, kapıdan ay ışığı hemen içeri giriverdi. O başka bir dünyaya sıçramıştı. Hemen dışarı çıktı. Gecenin sessizliğinde aya baktı ve ay nehirde yansıyordu ve tüm nehir gümüş rengindeydi. Ve kıyıdaki orman derin ve yoğundu… ve güzellik buydu!

Ancak o kitaba bakmaktaydı. Ve güzellik onu hemen kapın dışında bekliyordu. Ancak bu küçük sarı mum ışığı gecenin ihtişamını engelliyordu. Ve o, yazıtlardaki düşüncelerle o kadar doluydu ve meşguldü ki onun bir dolunay gecesi olduğunu bütünüyle unutmuştu.

Yazıtı nehre attı ve bu onun güzellik hakkında düşündüğü son gündü. Düşünmenin faydası olmayacak dedi. Güzellik oradadır: Biz kendimizi ona açmalıyız. Mumu, egonun küçük mumunu üflemeniz gerekiyor. O zaman Tanrı pek çok şekillerde içeri girer ve güzellik sana nüfuz eder.

Mükemmel Ermiş – OSHO