MAYDANOZ

Uzmanlara göre maydanoz, dünyadaki en besleyici yiyeceklerden birisi ve bir demir deposu durumunda. Genellikle taze yenen maydanozda, kalsiyum, potasyum, kükürt ve A vitamini bulunuyor. Bir tutam maydanoz, günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılıyor. Böbrekleri, karaciğeri ve idrar yollarını temizlemeye yardım ediyor. Kan şekerini normal seviyede tutuyor ve kansere karşı da koruyucu.

Maydanoz bir provitamin A (Beta karoten ) kaynağıdır. Bu özelliği ile görme gücüne, kılcal damar sistemine, adrenal bezine ve troid bezine iyi gelir. Ayrıca potasyum, kükürt, kalsiyum, magnezyum ve klorin yönünden de zengindir. Maydanoz suyundaki yüksek klorofil miktarı kanı arttırarak oksijeni metabolize eder ve böbreklerin, karaciğerin, idrar yollarının temizlenmesine yardım eder. Sindirim enzimlerini uyararak sindirim rahatsızlıklarını dindirir. İnce bağırsaktaki peristaltik (kasılma) hareketleri arttırır.

* Kanı temizler, kansızlığa, mesane iltihaplanmasına, kum, böbrek taşı ile tansiyona, şişmanlığa, böbrek ve karaciğer rahatsızlıklarına, damar sertliğine etkilidir. Maydanoz suyuna bal ve limon ilave edilerek günde 1-2 bardak içilir. Böbrek rahatsızlıklarında; 4 bardak suya 1 demet maydanoz yıkanır konur, 5 dakika kaynatılır, süzülür. Günde 3 kere 1’er çay bardağı içilir.

* Tohumlarının idrar ve safra söktürücü, adet kanamalarını kolaylaştırıcı nitelikleri vardır. Maydanoz, aybaşı sancılarını keser, adetleri düzenler, ağrıları giderir, akıntıları keser. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardım eder. Gazın dışarı atılmasını sağlar.

* Grip ve nezleyi geçirir, balgam söktürür, terletir, ateş düşürür. Kan şekerini normal seviyede tutar, kansere karşı koruyucudur, vücuttaki zehirli maddeleri dışarı atar, romatizma hastalığına ve sarılığa iyi gelir.

* Yatmadan önce ağızda çiğnenen bir demet maydanoz rahat uyumayı sağlar. Bulantılarda ve nefes darlığında bir tutam maydanozu iyice çiğneyerek yutmak kişiyi rahatlatır.

* Anne sütünü azaltır. Emzikli kadınların süt kanalı tıkanmalarında maydanoz lapası uygulanır. Yara, kesik ve morartıları iyileştirir. Kulak ve diş ağrısına iyi gelir.

* Afrodizyaktır

* Sivilceli, lekeli, pürüzlü ve kırışık ciltlerde parlaklılık ve pürüzsüzlük verir. 2 bardak kaynatılmış suda, 1 demet yıkanmış maydanoz sapları ile beraber üstü kapalı olarak kısık ateşte 5 dk. Kaynatılır.20 dk. Demlenmeye bırakılır süzülür. Böylece etkili cilt losyonu ve lapası elde edilir.Temiz cilde lapası sürülüp 20 dk bekletilir, sonra süzülen maydanoz suyu ile cilt yıkanır. Her gün günde birkaç kez uygulanır.

* Saçları besler, parlatır, dökülmeyi yavaşlatır. Saçlar maydanoz suyu ile yıkanır.

* Arı ve haşarat sokmalarında sokulan yere sürülürse ağrıyı giderir.

KULLANILIŞI: Birkaç taze yaprak, bir litre suda kaynatılarak günde iki fincan içilir. Kuru yapraklardan elde edilen tozdan, günde iki tutam demlenerek içilebilir. Astım, menopoz, ağrılı adet görme ve öksürük için yukarıdaki kaynatılmış maydanozun yanısıra birkaç kök ve yarım avuç maydanoz  tohumu kaynatılarak el ayak banyoları yapılır.

* Şeker hastalığında: 3 demet maydanoz ezilir, 6 bardak suya konulur, üstü kapatılır, 30 dakika demlemeye bırakılır, sonra süzülür, üzerine 1,5 su bardağı taze sıkılmış limon suyu ilave edilir. Her gün sabahları aç karnına 1 bardak içilir.

UYARI: Maydanoz suyu 60 gr’dan fazla ve tek başına içilmemelidir. Havuç-elma suyuyla karıştırılarak içilebilir. Böbrek iltihabı olanlar maydanoz yememelidir.

 

Mucize Süper Besin: Buğday Çimi

Buğday çimi hiç kuşkusuz doğanın sunduğu süper besinlerin en başında gelir. İlk kez 1950’lerde Hippocrates Sağlık Enstitüsü’nün kurucusu Dr. Ann Wigmore tarafından dünyaya tanıtılan bu süper besin artık tüm dünyada sağlıklı bir yaşam şeklinin ayrılmaz bir parçası. Buğday çimini bu kadar ayrıcalıklı kılan özellikleri neler?

Protein

Buğday çimeni gerekli amino asitlerin hepsini bünyesinde barındırdığı için bütünsel bir proteindir. Filizlendirme işlemi sayesinde buğday çimeninde bulunan tüm amino asitler bedenimiz tarafından minimum sindirim işlemi ile emilme ve asimile olma becerisini gösterirler. Bu sayede bedenimize giriş yolu bulan amino asitler kolayca hücrelerimize ulaşır ve onları tamir etme işlemine başlarlar. İlk okunduğunda kulağa çok teknik gelen tüm bu anlatılanların özeti, bütünsel bir protein olan buğday çiminin şifa ve onarım kaynağı olduğudur.

Mineraller

Buğday çimi tohumu olumsuz anlamda etkileyen glüten ve diğer elementleri içermez. Organik topraklarda yetişen buğday çimi işte bu sebepten dolayı bünyesinde mükemmel sağlık için gerekli olan tüm mineralleri barındırır.

Vitaminler

Buğday çimi suyu A, D, E, k vitamini ve B vitaminleri açısından zengindir. Aynı zamanda folik asit ve C vitamini deposu olan buğday çimi filizlendirildiği zaman kolayca kan akışına ve hücrelere dahil olur ve hiçbir bozulmaya uğramadan sindirilebilir.

Klorofil

Buğday çimi % 70 oranında klorofil içerir. Bu, herhangi bir bitkide rastlayabileceğiniz en yüksek orandır. Bitkilerin kanı olarak kabul edilen klorofil insan kanında bulunan hemoglobin ile aynı moleküler özellikleri sergiler. Klorofil sayesinde kanımızda bulunan hemoglobin miktarı artar ve oksijenin transferi kolaylaşır, daha alkalize ve daha sağlıklı oluruz. Beyin ve diğer önemli tüm dokularımız kaliteli oksijene ihtiyaç duyarlar ve klorofil oksijen üretimine destek olur.

Detoks

Buğday çiminde bulunan klorofil, kanın toksinlerden arınmasına, toksinlere maruz kalmaktan dolayı oluşan mukoza tabakasının kırılmasına ve toksinlerin nötralize edilmesine yardımcı olur.

Buğday çimi suyunda bulunan klorofil ve enzimler sayesinde bedeninizi ilaç artıklarından ve ağır metallerden arındırabilirsiniz. Kolon temizliğinde de kullanabileceğiniz buğday çimi suyu kolonların temizlenmesine ve iyileşmesine yardımcı olur, içerdiği magnezyum sayesinde kabızlığı giderir.

Bağışıklık Sistemi

Buğday çiminin bünyesinde bulunan yüksek miktarda klorofil, besinsel değerler ve enzimler bağışıklık sisteminizi güçlendirir. Anti bakteriyel özellikleri sayesinde iyi olmayan bakterilerle etkili biçimde savaşan buğday çimi suyu bedenimize ihtiyaç duyduğu oksijenize ortamı sağlar ve kanser hücrelerinin oluşmasını engeller.

The Life Co.

AĞRINIZ MI VAR..KİRAZ YİYİN

kiraz

Kirazın anavatanı Kuzey Anadolu ve Güney Kafkasya olarak biliniyor. Meyveleri taze veya kurutulmuş olarak tüketilebilen kiraz, ayrıca reçel, yemek, konserve ya da dondurulmuş gıda olarak değerlendirilebiliyor.

Güçlü bir ağrı kesicidir, 20 kirazda 12-25 miligram arası antosiyanin maddesi bulunduğu ve bu maddenin ağrı kesici etkisinin Aspirinden on kat daha fazla olduğu tespit edilmiştir.

Kolesterolü ve kan şekerini düşürür. Kirazlarda bulunan flavanoidler vücuttaki zehri temizler, antioksidan etki yapar. Nikotinin vücuttan atılmasına yardımcı olur.

İdrar söktürücü özelliğiyle böbreklerin dostu olan kiraz vücudu zehirli maddelerden temizliyor. Kiraz ürik asit ve ürat tuzlarının vücuttan atılmasını sağladığı için romatizma ve gut hastalıklarıyla eklem kireçlenmesi ve damar sertliğinin tedavisinde de kullanılıyor. Ayrıca yapısında bulunan kinik asit ile böbreklerin taş ve kum yapmasını önlediği ve varsa zamanla döktüğü, ayrıca safra kesesi taşının dökülmesine de yardımcı olduğu biliniyor.

Kiraz ağacının tıbbi bakımından en etkili ve önemli bölümü meyve saplarıdır. Kirazın ve hatta vişnenin (Cerasus vulgaris) meyveleri yenilirken sapları atılmayıp gölge ve havadar bir yerde kurutulursa; böbrekleri ve idrar yollarını temizler, İçerdiği bazı mineraller nedeniyle bedenin su dengesini düzenler, bedeni güçlendirici toniktir.

Milliyet Haber

VİTAMİN C VE ETKİLEŞİMLERİ

Bir biyokimyacı ve beslenme uzmanı olan Dr. Jeffrey Bland,şöyle diyor: ;Vitamin ve mineraller, gıdanın bedende enerjiye dönüşmesini düzenlemeye yardımcı olurlar. Bu anlamda, iki genel kategoriye bölünebilirler: Enerji besinleri( ki bunlar asıl olarak, gıdanın enerjiye dönüşmesinden sorumludurlar) ve korumacı besinler.

Bedenin işleyişi, bu besinlerin birbirleriyle nasıl işbirliği yaptıklarına veya birbirlerine nasıl karşı koyduklarına göre çok belirgin bir şekilde etkileniyor. Örneğin birlikte alınan besinler birbirlerini engelleyebiliyorlar da.!!’’

İlk bölümde Korumacı besinlerden C vitamininden bahsedelim:

Aspirin : C vitamininin vücuttan atılmasını 3 kat hızlandırır.

Aşırı stres : C Vitamini emilimini azaltır.

Alkol ve steroidler (ostrojen, progesteron örneğin) Antidepresanlar, antihistaminler, kortizonlar: C Vitaminini parçalar.

Antibiyotikler: C Vitamini emilimini azaltırlar.

Kükürtlü antibiyotikler: C Vitamininin vücuttan atılımını %200 – 300 arttırırlar.

Bakır : C Vitamini emilimini azaltır ve onun hidrojen perokside dönüşmesi için uyarır.

Demir : Vitamin C emilimini azaltır.

Fazla seker tüketimi : C Vitamininin vücuttaki dolaşımını engeller.

Ginseng kullanıyorsanız: C Vitamini veya yüksekçe vitamin içeren yiyecekleri almadan 2 saat önce veya 2 saat sonra almalısınız.

Güneş ve ultra viyola radyasyonları: C Vitaminini yok eder.

Kadmiyum, kursun, cıva,karbon monoksit: C Vitamininin tüketimini hızlandırırlar.

Pastörize yiyecekler : C Vitamininin %10 – 20 si kaybolur. Dondurma ve konservelemede de büyük kayıplar olur.

Sigara tiryakileri : Her sigara 25 – 100 mg C Vitamini harcanmasına sebep olur.

Radyoterapi ve kemoterapi gören kanser hastalarında C Vitamini kullanılamaz. Test sonuçlarını değiştirebilir.

Yüksek dozlardaki C Vitamini :idrar yolu ile çinko atımını arttırır.

Vitaminler : Yemeklerle birlikte veya yemeklerden 1 saat sonra alınan C Vitamini B12 Vitamininin biyolojik faydalılığını azaltır veya tamamen yok eder.

Sindirim sisteminde C Vitamini fazlası ishal yapar.

Aşırı C Vitamini sık idrara çıkma ve acili idrar yapma gibi yan etkiler oluşturabilir.

C Vitamini, alınacak her doz aspirin ile birlikte 100 mg alındığında aspirinin bütün yan etkilerini minimuma indirir ve emilimini de arttırır.

C vitamini, alkol almadan evvel alınırsa karaciğeri yağlanma gibi oksidatif etkilerden korur.

Günlük alınan 1000 mg C Vitamini kan kursun seviyelerini hatırı sayılır miktarlarda düşürür.

C vitamini, hava kirliliğinden dolayı maruz kalınan toksak bileşiklerin zehirli etkilerinden vücudu korumaya ve onların bu zehirli etkilerini gidermeye yardım eder.

Minerallerden kalsiyumun geçişini kolaylaştırır.

Magnezyumun emilimini arttırır.

Fosforun yaptığı katkıları destekler.

Antioksidan özelliği sayesinde Folk asit, Vitamin A, B1, B2, B5 in oksidasyonunu engeller.

Vücudu A vitamininin toksik etkisinden korur. E Vitamininin etkisini arttırır ve onu oksidasyondan korur.

ETKILENDIKLERI

Ensülin C Vitamininin vücut hücrelerine geçişini kolaylaştırır.

Vitamin A ve E, Vitamin C nin oksidasyonunu önlerler.

Biotin, C Vitamininin emilimini kolaylaştırır.

Aspirin, C vitamini atılmasını üç kat arttırır.

Kuşburnundan elde edilen doğal C vitamini, C vitaminini daha etkin bir hale getiren, C kompleksi olan bioflavonoidleri içerir. Sentetik olarak hazırlanmış bioflavonoid takviyeli C vitaminleri ise ayni etkinliğini göstermez, sadece daha pahalıdırlar.

Bulunuş şekilleri

Askorbik asit Tüm C Vitamin genel adi olup ayni zamanda hiçbir maddeye bağlanmamış saf seklidir. L – Askorbik asit diye de bilinir. Asidik olduğundan mideye zarar verebilir. Suda çözündüğünden vücudun yağlı bölgelerine gidemez.

Askorbin stearat Stearik aside bağlanmış askorbik asittir. Yağda çözünen ester formudur. Hazır gıdaların prosesten geçirilmesi anında oksidasyona uğramamaları için katılır.

Askorbil palmitat Vitamin C Ester diye de bilinir. Yağda çözünür, %42,8 i askorbik asittir, kalanı palmitik asittir( Palmiye yağ asidi ). Normal suda çözünen C Vitaminine göre vücutta daha fazla kalır. Ciltteki kritik hücrezarlarını korur, cilt tarafından L – askorbik aside göre daha fazla emilir. askorbik asidin kalp, beyin ve merkezi sinir sistemine gönderilmesinde suda çözünenden daha etkindir. Alınacak C Vitamininin %50 si askorbik asit, %50 si de askorbil palmitat olmalıdır.

Alıntıdır.

 

 

OPTİMUM SAĞLIK

Optimum sağlığı kazanmak ister misiniz??..

Bunun en iyi yolu, yüksek enzim içeriği olan çiğ meyve ve sebze, çimlendirilmiş tohumlar, kabuklu kuru yemişler, tahıllar ve deniz yosunları tüketmekten geçer.

Ağırlıklı olarak pişmiş besinler tüketmek, bedeninizde çok büyük bir gerginliğe sebep olur.

Bunun neden böyle olduğunu anlayabilmek için enzimlerin ne rol oynadıklarını anlamamız gerekir.

Enzimler her canlı bitki ve hayvanın hücrelerinde bulunur. Ve bu enzimlerin görevi bütün biyolojik aktiviteleri sağlamaktır. Gözünüzü kırpmanızdan , parmağınızı kaldırmaya , bir şeyi düşünmenize kadar bütün aktiviteleri….Çünkü enerji sağlamak için oksijen kullanırken birçok enzim devreye girer.

Yemek yediğiniz zaman besinleri sindirmek için enzimlere ihtiyacınız olacaktır. Eğer yediğiniz besin canlı besin ise , mesela bir havuç, bir marul yaprağı ya da bir muz ise , sindirmek için ihtiyacınız olan bütün enzimler onların içinde mevcuttur ve sizin için çalışmaya hazırdır.

Yiyecekler, 48 C nin üzerinde pişirildiği takdirde bu besinlerin içinde doğal olarak bulunan enzimler ısıdan dolayı yok olacaklardır.. Ve vücudunuz bu görevi yerine getirmek üzere kendi sindirim enzimlerini üretmeye başlayacaktır.

Bu bir problem midir ??

Bize göre evet..

Vücudunuz sindirim ile meşgul iken, enerjiyi farklı enzimler üretmek üzere başka yöne çevirmekte oldukça zorlanır. Bir taraftan sindirim sisteminize sürekli sindirim enzimlerini sağlamak ve bir taraftan vücudunuzun ihtiyacı olan hayati enzimleri; temizleyici, iyileştirici ve onarıcı metabolik enzimleri sağlamaya çalışırken çekişmeli bir savaşın içinde kalır.Ve siz de bu savaşın içinde zarar görürsünüz..

Nasıl mı??

Hastalık, hazımsızlık, kabızlık, yaşlılık lekeleri, yorgunluk, uyuklama, kırışıklıklar, kötü bir deri dokusu, görmede azalma, zayıflayan hafıza, alerjiler, hipoglisemi, tümör ve kistler, sinüzit, depresyon, gibi.

Bütün bunlara günümüzde yüklenen anlam yaşlılıktır.

Fakat aslında bunlar iki gerçeğin sonucudur.

Bedeniniz zamanla enzim üretme kabiliyetini kaybeder.(Genç yetişkinler, orta yaşlılara göre 3 kez fazla enzim üretebilir.)Ve ağırlıklı pişmiş yiyecek tükettiğiniz takdirde, vücudunuz sağlık ve şifa için enzim üreteceği yerde zamanını sindirim için enzim üretmekle harcar.

Ve yaşamın basit gerekleri için gerekli ve yeterli enzim kalmadığında yaşam sona erer.