EGO 4

Başkaları sana fikri verdi.
Bu fikir egodur.
Onu mümkün olduğunca derinden anlamaya çalış çünkü ondan kurtulmak durumundasın. Ve ondan kurtulamazsan hiçbir zaman öz benliğine ulaşamazsın. Çünkü sen merkeze bağımlı haldesin, hareket edemezsin ve öz benliğine bakamazsın.

Ve, egonun parçalanacağı, kim olduğunu bilmeyeceğin, nereye gidiyor olduğunu bilemeyeceğin, tüm sınırların eriyip gittiği geçici bir zaman dilimi, bir aralık olacağını anımsa.
En basitinden aklın karışacak, bir kaos olacak. Bu kaos nedeniyle egonu kaybetmekten korkarsın. Fakat bu böyle olmak zorundadır. Kişi kendi gerçek merkezine varmadan önce bu kaosun içerisinden geçmek zorundadır.
Ve şayet cesursan, bu dönem kısa olacaktır. Eğer korkarsan ve tekrar egonun kucağına
düşersen, yeniden onu ayarlamaya başlarsan, işte o zaman çok çok uzun sürebilir; birçok hayat ziyan edilebilir.

Şöyle bir öykü duymuştum: Küçük bir çocuk büyükannesini ziyaret etmekteymiş. Sadece dört yaşındaymış çocuk. Geceleyin büyükannesi onu uyuturken çocuk aniden bağırmaya ve ağlamaya başlamış ve “Eve gitmek istiyorum. Karanlıktan korkuyorum” demiş. Fakat büyükanne de, “Çok iyi biliyorum ki, evde de karanlıkta uyuyorsun; hiç bir zaman ışığının
yandığını görmedim. Öyleyse burada neden korkuyorsun?” diye sormuş. Çocuk, “Evet, bu doğru – ama o “BENİM” karanlığımdı demiş. Bu tamamıyla bilinmeyen bir karanlık.

Karanlık ile birlikte bile, “Bu BENİM” diye hissediyorsun. Dışarıdayken bilinmeyen bir karanlıktır. Egoyla birlikte ise “Bu BENİM” diye hissediyorsun.

Sorunlu olabilir, belki de birçok can sıkıntısı yaratır ama hala o benim. Tutunacağın, yapışacağın, ayaklarının altında olan bir şey; boşlukta, vakumda değilsin. Berbat bir durumdasın ama en azından VARSIN.
Kötü hissetmek bile sana ‘ben varım’ hissi verir. Ondan uzaklaşınca korku her yanı sarar; bilinmeyen karanlıktan ve kaostan korkmaya başlarsın – çünkü toplum senden bir parçayı silmeyi başarmıştır.

Aynen ormana gitmek gibidir bu. Biraz temizlik yaparsın, zemini biraz temizlersin; çit örer, küçük bir kulübe yaparsın; küçük bir bahçe yaparsın, çim bir alan ve iyisindir. Çitinin ötesi ormandır, vahşidir. Burada (alanında) her şey yolundadır, her şeyi planladın. Nasıl
olduğu böyledir işte.

Toplum senin bilincinde bir miktar temizlik yapmıştır. Küçük bir kısmını tamamen silmiştir, çitle çevirmiştir. Orada her şey yolundadır. İşte tüm üniversitelerinin yaptığı da budur. Bütün kültürün ve şartlandırmanın temeli kendini evinde hissettirecek bir kısmı temizlemektedir.

Ve sen o zaman korkarsın.
Çitin ötesinde tehlike vardır.
Çitin ötesindeki de, çitin içindeki gibi sensin – ve bilinçli zihnin sadece bir bölümüdür, tüm varlığının onda biridir. Onda dokuz karanlıkta bekliyor. Ve bu onda dokuzun içinde senin gerçek merkezin saklıdır.

Korkusuz, cesur olmak zorundasın.
Bilinmeyene adım atmalısın.
Bir süre tüm sınırlar kaybolacaktır.
Bir süre başın dönecek.
Bir an için deprem olmuşçasına çok korkacak ve sarsılacaksın. Ama eğer cesur olur, geri çekilmezsen sürekli bir şekilde egonun kucağına düşmezsen, birçok hayatların boyunca taşımakta olduğun gizli bir merkezin vardır orada.

 

OSHO

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s