EGO 1

Bir çocuk doğar. Doğduğunda kendisi hakkında hiçbir bilinci, bilgisi yoktur. Ve bir çocuk
doğduğunda ilk olarak farkına vardığı şey kendisi değil diğeridir. Bu doğaldır
çünkü gözler dışa doğru açıktır, eller diğerlerine dokunur, kulaklar
başkalarını duyar, damak yiyecekleri tadar ve burun dışarıyı koklar. Tüm bu
duyular dışa doğru açıktır. Doğmanın anlamı da budur. Doğumun anlamı bu dünyaya
gelmektir, dışarının dünyasına. Dolayısıyla da bir çocuk doğduğunda, bu
dünyanın içine doğar. Gözlerini açar ve diğerlerini görür. Diğer sen demeksin.
Çocuk ilk önce annesinin farkına varır. Daha sonra da yavaş yavaş kendi
bedeninin farkına varmaya başlar. Bu da aslında diğerdir ve de bu dünyaya
aittir. Acıkır ve bedenini hisseder; ihtiyacını giderdiğinde de bedenini unutur.

Bir çocuk şöyle yetişir: Önce senin, ötekinin farkına varır ve sonraysa seninle, ötekiyle kıyaslayarak yavaş yavaş kendisinin farkına varır.

Bu farkındalık yansıtılmış bir farkındalıktır. O kendisinin kim olduğunun bilincinde değildir. O yalnızca annenin ve de onun kendisi hakkında ne düşündüğünün farkındadır. Eğer annesi ona gülümserse, onu takdir ederse, ‘Sen çok güzelsin’ derse, onu kucaklayıp öperse çocuk kendisi hakkında iyi şeyler hisseder.

İşte şimdi bir ego doğmuştur.

Takdir, sevgi, ilgi aracılığıyla iyi olduğunu,değerli olduğunu ve bir önemi olduğunu hisseder. Bir merkez doğar.

Yalnız bu merkez yansıtılmış bir merkezdir. Onun gerçek varlığı değildir. Kendisinin kim olduğunu bilmez; yalnızca başkalarının kendisi hakkında ne düşündüğünü bilir. Ve bu bir egodur; yansıma… Başkalarının ne düşündüğüdür. Şayet herkes onun bir işe yaramaz olduğunu düşünürse kimse onu takdir etmez, ona gülümsemezse… Böyle bir durumda da bir ego doğar:
Hastalıklı bir ego; üzgün, reddedilmiş, kendisini değersiz ve diğerlerinden aşağıda hissederken incinmiş.

Bu da bir egodur. Bu da bir yansımadır.

Önce anne; ve anne başlangıçta tüm dünya  demektir. Sonradan anneye başkaları katılır ve dünya büyümeye başlar. Ve bu  dünya büyüdükçe de ego daha karmaşıklaşır çünkü birçok başka insanın daha  görüşleri yansır.

Ego biriktirilmiş bir olgudur, başkalarıyla  yaşıyor olmanın bir yan ürünüdür. Eğer bir çocuk tamamıyla yalnız yaşarsa,  hiçbir zaman ego geliştirmeyecektir. Ama bunun bir yararı olmaz. Bir hayvan  gibi kalacaktır. Hayır, böyle bir şey onun gerçek kendi benliğini bileceği anlamına  gelmez.

Ego bir zorunluluktur çünkü gerçek olan ancak  sahtesi aracılığıyla anlaşılır. Kişi onun içerisinden geçip gitmelidir. Bu bir  öğretidir. Gerçek yalnızca yanılsama sayesinde anlaşılır. Gerçek olanı doğrudan  bilemezsin. Öncelikle gerçek olmayanın ne olduğunu bilmek zorundasın. Önce  gerçek olmayanı tanımak zorundasın. Bu tanışıklık vasıtasıyla gerçeğin ne  olduğunu bilmek için yeterli hale gelirsin. Şayet sen sahteyi sahte olarak
bilirsen, gerçek üzerine gün gibi doğar.

 

OSHO

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s